Minyatür

Minyatür



Ortaçağ Avrupasında hazırlanan el yazmalarının bölüm başlarında metnin ilk harfinin etrafına kızıl-turuncu minium ile (sülüğen, sülyen, kırmızı kurşun tozu) yapılan miniatura adlı tezhipten gelmekte ve sülüğenle boyanmış anlamını taşımaktadır; ancak zamanla minor (küçük) kelimesinin etkisinde kalarak küçük (resim) anlamını da kazanmıştır. İslâm sanatında minyatüre tasvir minyatür, sanatçısına da musavvir veya nakkaş adı verilmiştir. Metni açıklamak amacıyla kitap sayfalarına veya bir albüm içinde toplamak için tek yaprak halinde suluboya ve altın, gümüş yaldızla yapılan minyatürler, ışık gölge oyunlarıyla derinlik duygusu kazandırılmayan küçük boyutlu resimlerdir. Papirüs, parşömen ve fildişi gibi farklı malzemeler üzerine yapılan küçük resimlere de minyatür denilmekte ve bunların ilk örneklerinin eski Mısırlılara ait olduğu görülmektedir.




Minyatür Eğitmeni

Kendine has fırçası ve tavrı, kompozisyon yeteneği, kullandığı renklerdeki ahenk ve uyumluluk, alışılanın dışında çok genç yaşlarda bir çok otoritenin takdirini toplamasına neden olmuştur.